Dolandırıcılık · Birleşik Krallık
Sahte vekâletnameyle hisse satan bankacı Fauntleroy 1824’te asıldı
Londra — 1824 · Kesinleşmiş hüküm
Cinayet · Birleşik Krallık
Paskalya Pazarı’nda Hampstead’de işlenen cinayet, bir idam ve yetmiş yıl sonra gelen şartlı af; mahkûmiyet yerinde duruyor.
Hampstead, Londra — 10 Nisan 1955

Magdala pub’ı, South Hill Park, Hampstead: olayın yaşandığı yer.
Fotoğraf: Ewan Munro, CC BY-SA 2.0
Pazar akşamı, Kuzey Londra’da Hampstead. South Hill Park’taki Magdala adlı pub’ın önünde bir kadın silahını çıkardı. Günlerden Paskalya Pazarı’ydı, tarih 10 Nisan 1955.
Çekimin kesin saati belgelerle doğrulanmıyor. Bir kaynak çekimi yaklaşık dokuz buçuğa, bir başkası gözaltını yaklaşık dokuza yerleştiriyor. Güvenle söylenebilen, olayın pazar akşamı olduğu.
Kadının adı Ruth Ellis’ti. Altı el ateş etti. Kurşunlardan dördü sevgilisi David Blakely’yi buldu. Yirmi beş yaşındaki yarış pilotu hastaneye varamadan öldü.
Yoldan geçen bir kadın da başparmağından yaralandı. Anlatılana göre bu yaralanma yüzünden o parmağını bir daha kullanamadı.
O sırada görevde olmayan bir polis memuru pub’daydı. Tabancayı Ellis’in elinden aldı, onu uyardı. Ellis karşı koymadı.
Polise verdiği ifadede, sevgilisini bulup vurmak için yola çıktığını söyledi.
1955’te Ruth Ellis yirmi sekiz yaşındaydı. Kocasından ayrı yaşıyordu, iki çocuğu vardı ve Londra’nın Knightsbridge semtinde bir kulübü yönetiyordu. Çocuklarının adları bu yazıda yer almıyor.
1940’ların sonunda Soho’da kulüp hostesliği yapmıştı. 1950’de bir diş hekimiyle evlenmiş, sonra boşanmıştı.
David Blakely yirmi beş yaşındaydı. Yarış pilotuydu ve ancak ara sıra çalışıyordu. 1953’ten beri Ellis’le birlikteydi.
Temyiz Mahkemesi’nin sonradan özetlediği delillere göre ilişki fırtınalıydı. Blakely kıskanç ve sahiplenici biriydi. 1954 Ekim’i civarından itibaren Ellis’e şiddet uyguluyordu. İkisi birkaç kez ayrıldı, birkaç kez barıştı.
Ellis 1953’ün sonlarında hamile kalmış, Şubat 1954’te çocuğunu aldırmıştı. İlişki bunun ardından da sürdü.
Mahkemede ifade verirken, Blakely’nin karnına yumruk attığını ve birkaç gün sonra düşük yaptığını anlattı. 2003 tarihli karar bunu Mart 1955’e yerleştiriyor.

Magdala pub’ı, 2014: Ellis, sevgilisine bu pub’ın önünde ateş etti.
Fotoğraf: Kate Jewell / Geograph, CC BY-SA 2.0
Olaydan önceki son hafta sonu, Kutsal Cuma’da başladı. 8 Nisan’da Blakely, geri döneceğini söyleyip ayrıldı. Dönmedi.
Hampstead’de arkadaşlarının yanında kalıyordu. Ellis o eve defalarca telefon etti. Blakely’nin orada olmadığı söylendi. Arka planda bir kadın sesi duyulduğu kayıtlara geçti.
Hafta sonu boyunca Ellis, Blakely’nin arabasının camlarını kırdı. Sonra onun kaldığı evi gözetledi.
Pazar sabahı yine aradı. Evin sahibine, kendisinin ve karısının tatilini mahvettiğini söyledi.
Temyiz Mahkemesi’nin kayıtlarına göre o akşama gelindiğinde Ellis, Blakely’yi öldürmek istediğine karar vermişti. Bir silah aldı. Tanıdığı bir erkekten kendisini Hampstead’e götürmesini istedi.
Silahın nereden geldiği, yargılamada araştırılmadı. Bu soru, mahkûmiyetten sonra, idamından bir gün önce yeniden gündeme gelecekti.
Ellis 11 Nisan 1955’te cinayetle suçlandı. 16 Nisan’daki sulh ceza duruşmasında tutuklu kalmasına karar verildi. Haberlere ve arşiv anlatımlarına göre süreç bu şekilde işledi.
Psikiyatrik muayene onu akıl sağlığı yerinde buldu. Bir psikiyatrist, ateş ettiği anda akıl sağlığının yerinde olduğunu ifade etti. Savunmanın başlangıçta düşündüğü delilik savunması bir yere varmadı.
Savcılığın dosyadaki anlatısı sadeydi: Ellis, Blakely’ye bilerek ateş ettiğini kabul etmişti.
Böylece dava, tartışmanın dar bir alana sıkıştığı bir duruşmaya doğru ilerledi. Ateş edildiği tartışılmıyordu. Tartışılacak olan, o anda Ellis’in zihninde ne olduğuydu.

Fotoğraf: Ewan Munro, CC BY-SA 2.0
Yargılama 20 Haziran 1955’te Old Bailey’de, Bir Numaralı Salon’da başladı. Yargıç Havers başkanlık ediyordu. Duruşma iki gün sürdü.
Kraliyet adına Christmas Humphreys konuştu. Savunmayı Melford Stevenson üstlendi.
Savunma ateş edildiğine itiraz etmedi. Ellis’in duygusal durumuna dayandı. Bir psikolog, eşinin ya da sevgilisinin sadakatsizliği karşısında kadınların duygusal tepki verme eğiliminde olduğunu söyledi.
Duruşmanın seyrini belirleyen an kısaydı. Savcı Ellis’e ateş ettiği sırada ne amaçladığını sordu. Ellis, onu öldürmek istediğini söyledi. Bu tek soru ve cevap, kastın tartışmasını fiilen bitirdi.
Sonra yargıç, kışkırtılma savunması için yeterli delil bulunmadığına karar verdi ve bu soruyu jüriye bırakmadı. Bu yüzden savunma avukatı kapanış konuşması yapmadı.
Jüri kısa bir görüşmeden sonra suçlu kararı verdi. Süre kaynaklarda on dört ile yirmi dakika arasında değişiyor. Karar, Ulusal Arşiv’deki dosya başlığına göre 21 Haziran’da çıktı.
O dönem cinayetin tek karşılığı idamdı. Ellis ölüme mahkûm edildi. Temyize gitmedi.
Mahkûmiyetle idam arasındaki yirmi iki günü Ellis, Londra’daki Holloway Cezaevi’nde geçirdi.
Bu sürede yaklaşık elli bin kişi, İçişleri Bakanlığı’na af isteyen bir dilekçe imzaladı. Çok sayıda kişi de mektup yazdı.
Avukatı, dönemin İçişleri Bakanı Gwilym Lloyd George’a uzun bir mektup göndererek ceza erteleme istedi. Talep reddedildi.
İdamdan bir gün önce, 12 Temmuz’da, Ellis avukatlarına yeni bir şey söyledi. Silahı, onu Hampstead’e götüren tanıdığı erkeğin verdiğini, kullanmayı da onun gösterdiğini anlattı. Daha önceki anlatımında bu yoktu.
Son saatlerde Ellis, bir avukata af girişimini yürütmesi için talimat verdi. Bu geç başvuru sonuç vermedi.
Ruth Ellis 13 Temmuz 1955’te Holloway Cezaevi’nde asıldı.
Aynı gün Daily Mirror gazetesi, “Cassandra” imzalı bir köşe yazısında bu cezayı eleştirdi.
Önce cezaevi mezarlığında işaretsiz bir mezara gömüldü. 1970’lerin başında Buckinghamshire’daki Old Amersham’da bir kilise mezarlığına, Hornby soyadıyla yeniden defnedildi.
Birleşik Krallık’ta idam edilen son kadın oydu. Cinayet için idam cezası 1965’te kaldırıldı; son idamlar 1964’te yapılmıştı. Yani ölümünden on yıl sonra.

Fotoğraf: Mike Quinn / Geograph, CC BY-SA 2.0
Yargılamasından iki yıl sonra, 1957 tarihli Cinayet Yasası, kısmi bir savunma olarak azaltılmış sorumluluğu getirdi.
Yasa Ellis için çok geç gelmişti. Ama dosya unutulmadı. Ceza Davaları İnceleme Komisyonu 21 Şubat 2002’de mahkûmiyetin ayakta kalmayabileceğine karar verdi ve dosyayı Temyiz Mahkemesi’ne gönderdi.
Başvuru üç savunmaya dayanıyordu. Kışkırtılma savunması jüriden haksız yere esirgenmişti. Sonraki içtihat bu davaya uygulanmalıydı. Azaltılmış sorumluluk geriye dönük uygulanmalıydı.
Temyiz Mahkemesi 8 Aralık 2003’te başvuruyu reddetti. Ellis, 1955 hukukuna göre usulüne uygun mahkûm edilmişti. Azaltılmış sorumluluk geriye doğru uygulanamazdı.
Mahkeme bir noktada iddia makamını haklı bulmadı. Kastla yapılan bir öldürmenin asla kışkırtılmış olamayacağı savı yanlıştı. Ancak yargıcın nihai kararı başka bir gerekçeye dayanıyordu ve mahkûmiyet bu yüzden yerinde kaldı.
1957 öncesi hukukta kıskançlık, söz ve hafta sonunun kaçırılmış buluşmaları kışkırtılma için yetmiyordu. Daha önceki şiddet de zaman bakımından fazla uzaktaydı.
Mahkeme yeni psikiyatrik delili kabul etmedi ve af sorusunu karara bağlamadığını belirtti. Bu kadar eski bir dosyayı yeniden açmanın kaynakların yerinde kullanımı olup olmadığından da kuşku duydu.
Hikâye bir kez daha açıldı. 2025’te Ellis’in dört torunu, ölümünden sonra şartlı af için başvurdu. Mishcon de Reya hukuk bürosu ve Matrix Chambers, bu başvuruyu ücret almadan temsil etti.
Ocak 2026’da başvuru hâlâ Adalet Bakanı’nın masasındaydı.
8 Temmuz 2026’da Adalet Bakanı, Avam Kamarası’nda Kral’ın Ellis’e ölümünden sonra şartlı af verdiğini duyurdu. İdam cezası ömür boyu hapse çevrildi. Bir İşçi Partisi milletvekili konuyu Meclis’e taşımıştı. Torunlar, açıklamayı galeriden izledi.
Şartlı af yalnızca cezayı değiştirir. Mahkûmiyet yerinde kalır. Bakan da bunun, Ellis’in Blakely’yi öldürmediği anlamına gelmediğini söyledi.
Bakanlığın açıklamasına göre başvuru, aile içi şiddetin ve travmanın yargılamada tanınmadığını savunuyordu. Güncel hukukta kontrolü kaybetme ya da azaltılmış sorumluluk gibi gerekçelerle cinayet, kasten öldürmeden daha hafif bir suça dönüşebilirdi.
Hükümet bu davadaki idam cezasını tarihî bir haksızlık olarak niteledi ve affı bir merhamet eylemi olarak tanımladı.
Ailenin avukatları ayrıca Ellis’te dövülen kadın sendromunun belirtileri bulunduğunu savundu. Bu, başvuranların görüşü; bir mahkeme bulgusu değil.
En büyük soru silahta düğümleniyor. Ellis son gün, tabancayı tanıdığı erkeğin verdiğini söylemişti. Bu iddia yargılamada incelenmedi; sonradan sınanıp sınanmadığı elimizdeki belgelerden anlaşılmıyor.
2018’de bir BBC belgeseli, bu erkeğin silahı sağlamış ve Ellis’i götürmüş olabileceğini öne sürdü. Polis ek bir işlem yapmadı. Bunlar belgesel iddiaları; bir mahkeme bulgusu değil.
İçişleri Bakanlığı’nın dosyası, HO 291/235, Kew’deki Ulusal Arşiv’de halka açık duruyor. Bakanın af talebini neden reddettiğini bu dosya anlatıyor olabilir.
Magdala bugün de yerinde. Viktorya dönemi bir pub olan yapı 2014’te kapandı, kısa süre açıldı, yeniden kapandı ve bir restorasyondan sonra yeniden açıldı. Ziyaretçilere dış duvardaki çukurlar 1955’in kurşun izleri olarak gösteriliyor. Bir tanık ise bunların 1990’larda turistler için delindiğini söylüyor.
Bugünkü hukuki durum şu. Ruth Ellis’in mahkûmiyeti kesinleşmiş durumda ve 2026’daki şartlı af bunu kaldırmadı. Değişen tek şey, idam cezasının yerini ömür boyu hapsin almasıdır.
Hikâyenin arkasındaki belgeler: özet, kişiler, tarihler, açık sorular ve kaynaklar.
Sayfa 2
Dosya özeti, 8 kişi, 6 delil
Sayfa 3
14 olay · 1953 – 8 Temmuz 2026
Sayfa 4
6 bilinen, 10 açık soru
Sayfa 5
17 kaynak · düzeltme yok
Dolandırıcılık · Birleşik Krallık
Londra — 1824 · Kesinleşmiş hüküm

Dolandırıcılık · Fransa
Paris — 1925 · Kesinleşmiş hüküm
Görsel: Fotograf: Chas. Stern, ABD Ordusu Sinyal Birligi, 1919 / ABD Ulusal Arsivleri (NARA 313156467), kamu malı

Soygun · Fransa
Paris ve Floransa — 21 Ağustos 1911 · Dosya kapandı
Görsel: Leonardo da Vinci, Mona Lisa (yaklasik 1503-1519); C2RMF taramasindan duzenlenmis dijital kopya, Wikimedia Commons, kamu malı